Ev / Listeler / Bilgisayar Virüsleri ve Biyolojik Virüslerin Ortak Noktaları

Bilgisayar Virüsleri ve Biyolojik Virüslerin Ortak Noktaları

Virüsler hayatımızı etkilemeye devam ederken, dijital ve biyolojik virüslerin birbirine ne kadar da benzediği konusunu işlemeden olmazdı.

Bilgisayar virüsleri günümüzde yoğun bir şekilde engellenmeyi başarmış olsa da, hayatlarına bir şekilde devam etmeyi de sürdürüyorlar, tabii biyolojik virüsler de aynı durumda. Kısacası giriş açıklamasını yazarken dahi ortak noktaları çıkabiliyor, bu kadar birbirine benzeyen iki başlığı biraz daha parlatarak karşınıza sunmaya çalışacağız.

Tabii ki kendi yarattığımız dijital ortamlarda oluşan kötü yazılımları daha iyi tanıyoruz ve çözmemiz doğada bulunan biyolojik virüslere göre çok daha kolay ve hızlı olabiliyor. İnsanoğlu olarak geçirdiğimiz ilk zorlu süreç değil, biliyoruz ki sonuncusu ya da en kötüsü de Korona virüs salgını olmayacak.

Yazımız neden bilgisayar ve teknolojilere sızabilen kötü yazılara ‘Virüs‘ dediğimizi ortaya koyar cinsten olsa da, anlaşılabilirliği korumak için yüzeysel bir dille anlatıldı. İyi okuncalar.

Kendi içlerinde benzer farklılıkları sergiliyorlar

Hem biyolojik olanlar, hem de bilgisayar virüsleri kendi içlerindeki farklılıklarıyla da birbirlerine benziyor. İki tür de zararlı ve zararsız olabilecek şekilde farklı türlere sahip. Tabii ki zararsız olanlar dahi hayatta kalabilmek için vücudumuzu ya da bilgisayarlarımızı kullanıyor. Örneğin bir biyolojik virüs ihtiyacı olan enerjiyi vücudumuzdan sağlarken, bir bilgisayar virüsü de datamızı kullanabiliyor.

Burada doğada bulunan biyolojik virüslerle ilgili bir detayı belirtmekte büyük fayda görüyoruz. Bu virüs türünün farklı eğilimleri olabiliyor. Bu eğilimleri şöyle basitçe anlatalım. Kimisi zararsızlığını sürdürerek, bulaşıcılığını yüksek tutarak hayatta kalabiliyor ve güçlü yapılar kurmasına gerek kalmıyor. Kimisi de çok zararlı ve güçlü olarak yola çıkarak hayatta kalıyor, o zaman da bulaşıcılığının çok yüksek olmasına gerek kalmıyor. Bir de mutasyona uğrayarak, değişime alışmış olarak varlığını koruyanlar var. Kısacası üç unsuru birden yüksek ölçüde sağlayan virüslere çok nadir denk geliyoruz. Bunlar; Bulaşıcılık, hızlı mutasyon ve ölümcüllük olarak adlandırılabilir.

Yok olan türlerin yerlerini yenileri alıyor

İnsanoğlu daha önce Çiçek gibi bazı virüslerin ortadan kalkmasını sağladı, aynı keza bazı spam türlerini de keşfedip bilgisayarlarımızdan uzak tutabiliyoruz. Fakat yeri geliyor önceden zararsız olarak tabir ettiğimiz bir tür virüs vücutlarımız için ölümcül etkiler yaratabiliyor. Aynı durum bilgisayarlarımızda da geçerli. Bir diğer yandan da yeni bir virüs yapısı oluşabiliyor. Canlılarda bu doğal yollarla olabilirken, bilgisayarlarda da bir şekilde sistemimizden farklı yollarla fayda sağlamaya çalışan kötü yazılımlar ile yapay olarak da gerçekleşebiliyor. İki durumda da benzer sonuçlarla karşılaşıyoruz ve daha önce tanışmadığımız ya da çözmek zorunda olmadığımız sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz.

Mutasyona uğruyorlar

Yukarıda da söylediğimiz gibi, yeri geliyor önceden zararsız olarak tabir ettiğimiz virüsler mutasyon geçirerek zararlı bir hale gelebiliyor. Bu mutasyon geçirme olayının nedeni noktasında ise biyolojik virüsler ve kötü yazılımlar arasında bir farklılık olduğu bariz. Biyolojik virüsler de tıpkı diğer canlılar gibi (unutmamak lazım, virüsler canlı sınıfına hem dahil, hem de değil fakat bir biyolojik altyapıya sahipler) yaşam alanlarını genişletmeye ve çoğalmaya çalışıyorlar.

bilgisayar virüsleri

İki örnekle anlatmamız gerekirse, zararsız bir virüs olarak belli bir noktaya kadar ulaşabilen bir virüs türü, daha fazla sayıda bulunabilmesinin yolu zarar vermek olduğu anda farklı türlere geçip zarar vermeye başlayabiliyor. Misal olarak günümüzde defalarca kez kendini değiştirmiş olsa da grip virüsü belli bir noktaya kadar insanlarda görülmüyordu. Teşhis edilmesi insanlık tarihinin geneline bakacak olursa epey geç olmuştur. Fakat dijital virüsler yapay oldukları için, geçirdikleri mutasyon da yapay yollarla gerçekleşiyor. Bir noktaya kadar sadece datalardan faydalanan bir virüs türü, virüs koruma programlarının güncellemelerinin ardından hayatta kalmayı başardıysa, daha büyük kazançlar sağlayabileceği bir yol seçebiliyor. Burada da bilgisayarlar üzerinden kripto para kazancı sağlayabilen ‘mining‘ sisteminin virüs olarak çalışabilmesi örnek gösterilebilir.

Amaçları Aynı

Hem biyolojik virüsün, hem de dijital virüsün temelde amaçları da pek farklı değil. Tabii ki yapay virüsler hem doğada hem de teknolojik platformlarda farklı temel amaçlar güdüyor olabilir (Yapay biyolojik virüslerin geleceğin biyolojik savaşlarının temelini oluşturacağı uzun zamandır filmlerin ve kitapların üzerinde durduğu bir konu) fakat hem bilgisayar virüsleri hem de biyolojik virüsler ancak bir koşulda diğer hedeflerine ulaşabilir. Hayatta kalmak. Dolayısıyla aktif olarak hizmet veren bir virüs koruma sisteminin ya da aşının onları durdurmasına izin vermemeleri lazım. Bunun için ya zararsız ve fark edilmez olmalılar ya da daha sinsi hareket edebilmeliler.

Koruma Yöntemlerini Geçersiz Bırakabiliyorlar

Aşının onları durdurmasına izin vermemeleri demişken bu noktanın da üzerinde durarak çok benzedikleri bir diğer noktayı da aktaralım. Aşılar, düşük dozda virüsü ve onları nasıl yenebileceğimiz bilgisini vücutlarımıza öğreten koruma sistemleridir. Aşılar en basit anlatım ile bağışıklık sistemimize “Aha arkadaş, bu virüs, bu da sopa, bu virüsü böyle döveceksin” derler. Antivirüs koruma sistemleri de bu eğitimin toptan bir şekilde bilgisayarımıza aktarılması, yani dışarıdan bir ‘bağışıklık sistemi’ eklemektir. Antivirüs sistemleri zaten çoğu virüsü tanıyorlar, dolayısıyla onlara bir şey öğretmemize gerek kalmıyor, şirketler yeni bir virüsü keşfettiklerinde bir güncelleme yollayarak teknolojik aletlerimizin bağışıklık sistemini güçlendiriyorlar.

Fakat virüsler de öyle durmuyor. Yine grip virüsü üzerine konuşalım. Grip virüsünün aşısı çoğu diğer virüsün aksine senede bir kere yapılıyor. Çünkü virüs o bir sene içerisinde mutasyona uğruyor ve bağışıklık sistemimizin onunla mücadele edemeyeceği bir şekilde tekrardan vücutlarımıza erişiyor. Bilgisayarlarda da keşfedilmeyen, programların tanıyamayacağı bir şekilde sisteme erişiyorlar. Dolayısıyla koruma yöntemlerini geçersiz bırakabilme özellikleri var.

Virüslerden hem bilgisayarlarımızda, hem de vücutlarımızda korunmanın en doğru yolu onlara en baştan yaşam alanı bırakmamak. Yani ellerimizi yıkayarak, sağlıklı beslenerek, uyku düzenimizi koruyarak biyolojik virüsleri yenelim, orijinal yazılımlar kullanarak, riskli sitelerden uzak durarak ve bilgisayarımızın koruma sistemlerini güncel tutarak da kötü yazılımların yayılmasının önüne geçelim.

 

Hakkında Eran Küçük

Marmara Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema öğrencisiyim, Hikaye > Grafik sempatizanıyım. Savebutonu adresinde çeşitli konularda imtiyazım var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir