Ev / Blog / Joker (2019) Spoilerlı Film İncelemesi

Joker (2019) Spoilerlı Film İncelemesi

Joker filminin spoilerlı incelemesine hoş geldiniz. Filmi izlemeyenler sessizce bu yazıdan çıkıp filmi izlesinler çünkü kesinlikle her saniyesine değer.

Joker, gerilim ve dramı güzelce harmanlayarak tam bir psikoloji filmi olmuş. Bu da patlamalı çatlamalı süper kahraman filmlerine güzel bir nefes aldıran farklı bir boyut kazandıran sakin ama bir o kadar da etkili bir film çıkmasına vesile oldu. Sonuçta insanın önüne kopyala yapıştır aynı konseptte onlarca farklı film konulunca izleyici bundan sıkılıyor. Ya da en azından sıkılması gerekiyor. En başından tekrar söyleyeyim, filmi izlemediyseniz lütfen ilerlemeyin. Çünkü bunu yaparak inanılmaz güzel geçebilecek 2 saati heba etmiş olursunuz. Uyarılarımızı tamamladığımıza göre başlayalım.

Joker Neydi?

Joker, kısaca bir insanın nasıl delireceğini zıvanadan çıkabileceğini anlatan bir yandan toplumsal sorunların yol açabileceği felaketlerden bir yandan da trajikomik olaylar silsilesinin nasıl büyük etkiler yaratabileceğinden bahseden bir filmdi. Heath Ledger‘ın ortaya çıkardığı harika Joker portresinin temelinin nasıl atılabileceğini anlatıyordu. Burada bir kıyaslama yapmak zor çünkü bu tam anlamıyla bir Joker filmi değil. Bu daha çok “Nasıl Joker olunur?” filmiydi. O yüzden karşılaştırma yapmadan ilerlemeyi tercih edeceğim.

joker

Filmde Joaquin Phoenix‘in canlandırdığı Arthur Fleck adındaki komedyen olmak isteyen, sağlığı yerinde olmayan ve nispeten kötü bir hayat geçiren bir adamı izliyoruz. Filmin daha en başında devletin sağlamış olduğu bir psikologa dertlerinden bahsettiğini görüyoruz. İlaçların ona yetmediğini negatif düşüncelere kapıldığını söyleyen yardıma muhtaç bir adam. Her gün çalıştığı Haha‘s isimli “palyaço kiralama” bürosunda yaşadığı zorluklar, sokaklarda başına gelen belalar, yaşlı annesiyle ilgililenme sorumluluğu, hayallerine ulaşmak için verdiği mücadeleler ve asla engel olamadığı gülme hastalığı ile baş etmeye çalışan bir insan.

Joker’dan Sevidiğim Detaylar

Filmin en inanılmaz anları eski bir klişe olan; hepsinin bir hayal olduğu aslında Arthur‘un kafasında kurduğu sahte gerçekler olduğunu öğrendiğimiz anlardı. Bu olaylar öyle beklenmedik bir şekilde sizi vuruyordu ki yönetmenin o kadar oturaklı sıraladığı, olaylar zincirinde en ufak kuşkunun olmadığı sahneler kafanızı karıştırıyordu. Bu teoride filmin kendisinin bile gerçek olmama ihtimali de var tabi ama üzerinde durmayacağım.

joker

Filmdeki harika dans sahneleri Joaquin‘in doğaçlamasıyla ve harika oyunculuğuyla çekilmiş hoş bölümlerdi. Oyunculukta bir şey göremediğini söyleyen insanlar olmuş ancak bana kalırsa geçirdiği ruh değişimlerini bu kadar ince ve sakince yansıtabilmek yetenek ister. Ayrıca müziklerin insanı geren ve içine dokunan keman sesinin filmin bütün atmosferinde hissedilmesi güzel bir sanat kurgusu ortaya çıkartmış.

Joker‘deki en can alıcı kısımlardan birisi bu zavallı adamın zorla ve toplum baskısıyla bu hale gelmiş olmasıydı. En başında yaşadığı şehirdeki kaos ortamı, iş yerinde karşılaştığı sıkıntılar, ilaçlarının ve psikolojik yardımların kesilmesi, geçmişine dair öğrendiği gerçekler, toplumun ona kötü davranması ve alay konusu etmesi onu bu hale çevirdi. Adam haklı beyler dağılın.

Geek Olarak Joker

Penny Fleck‘in yani annesinin Thomas Wayne ile olan ilişkisine gelecek olursak. Para her şeye kadirdir den daha derin olduğuna inanıyorum ben bu durumun. Belki de kadın bunca zaman gerçekten de deliydi. Hayaller görüyordu ve bu yüzden büyüttüğü çocuk yani Arthur akli dengesi yerinde olmayan ve “gülme hastalığı” bulunan üzgün bir adama dönüştü. Yani kısacası ben Batman ve Joker‘in kardeş olması ihtimalini pek de ciddiye almıyorum.

Joker

Filmin en son sahnesinde halkın ayaklanıp Gotham‘ı yakıp yıktığı sahnede gözümün önüne direkt olarak Batman Arkham City ve Batman Arkham Knight atmosferi geldi.  Belki oyunlarla çok haşır neşir olduğumdandır bilmem ama Joker‘in oyunlardaki bitmek bilmeyen fedailerini gayet güzel ve mantıklı bir şekilde açıklıyordu bu film. Hatta içimden keşke bu filmin devamı bir oyun olsaydı diye geçirmiştim.

Gelelim sadede film müzikleri, kurgusu, oyunculukları ve atmosferi bakımından muazzamdı! Senaryo inanılmaz olmasa da oturaklı, genel itibariyle vermek istediklerini güzelce anlatabilen başarılı bir işti. Filmi sevemeyecek tek kesimin klasik Holywood aksiyon filmlerini havalı bulan ve filme “Üf, ne kadar sıkıcı bi bitmedi!” gözüyle bakan sinir bozucu kitle olduğuna inanıyorum. O zaman diğer bloglarımızda görüşmek üzere, hoşça kalın!

Hakkında Ahmet Taha Koçtaş

19 yaşında, Kiev'de Bilgisayar Mühendisliği okuyor. Küçüklüğünden beri bilgisayar oyunları oynuyor ve Geek olduğunu iddia ediyor. Her geçen gün tüketecek yeni bir içerik arayışında.

Bir Yorum

  1. ellerinize sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.