Anasayfa > Oyun Haberleri > Metal Gear Solid 2: Özgürlüğün Bedeli Verdiğin Kararlardır

Metal Gear Solid 2: Özgürlüğün Bedeli Verdiğin Kararlardır

Tamı tamına 23 yıl olmuş Metal Gear Solid 2: Sons of Liberty çıkalı… Çıkışıyla oyun dünyasını alt üst eden, hem editörleri hem de oyuncuları ikiye bölen bir yapımdı. Üç yıl boyunca Solid Snake’in dönüşünü bekleyen oyuncuların beklentisini giderecek, Metal Gear Solid’in akıl almaz sonunu bizlere açıklayacaktı.

Sahi Ocelot neden Amerikan başkanı ile konuşmuştu? Biz iyiler olarak kötüleri yenmemiş miydik? Oyuncuların kafası üç yıl boyunca bu soruların cevabını aradı. Fakat bilmediğimiz şey Hideo Kojima’nın bizler için farklı sürprizleri olduğuydu.

Beklentileri Alt Üst Etmek

Hiç şüphesiz Hideo Kojima’nın başardığı en büyük iş, beklenmedik sonları ve geldiğini göremediğiniz hikaye kıvrımlarıdır. Ters köşeleri imza haline getirmiş yönetmenimiz, heyecanla takip ettiğiniz hikâyenin sonunda sizi öyle bir anda yakalar ki, ne olup ne bittiğini bir türlü anlayamazsınız.

Bir anda kendinizi aldanmış hissedersiniz. Fakat bir o kadar da tatmin olmuş biçimde ayrılırsınız oyunun bitiş ekranından. Aynı zamanda bu tatmin oluş mantıklı bir zemin üzerine oturduğundan kızamazsınız da…

Fakat Hideo Kojima, imzası haline gelen bu taktiği  Sons of Liberty’de hikâyenin sonunda değil, en başında yapıyor.

Sons of Liberty ağır yumruklarını daha oyunun en başında üzerinize indirmeye başlıyor. Yeni bir Metal Gear, Ocelot’un vücudunu ele geçiren Liquid, Solid Snake’in ölümü derken üst üste darbelerle mahvoluyorsunuz.

Ama bekleyin, daha bu hiçbir şey. Kojima’nın sizler için sakladığı asıl büyük şok edici gerçek sizi kucaklayacak. Snake yerine Raiden, gerçek yerine sahte, özgürlük yerine tutsaklık. Beklentileri alt üst etmek Kojima’nın yaptığı en büyük iş.

Peki Neden Raiden?

Snake’i tanıyoruz ve biliyoruz. Havalı, karizmatik, her görevin üstesinden gelebilecek kadar özgüvenli efsanevi asker. Fakat Raiden… Raiden içi boş, sönük, kendini hayata ve üslerine kanıtlamaya çalışan bir asker.

Tıpkı kontrolcünün başındaki bizler gibi. Hepimiz hayatımızın amacını arıyoruz. Bunu işte, aşkta ve çeşitli yerlerde bulmaya çalışıyoruz. Lakin Raiden’ın seçilmesinin tek sebebi elbette bu değil. Raiden bizden birisi. Nitekim oyunun sonlarına doğru bunu gösteriyor.

Kojima bu süprizi yaparken elbette Snake’in ağırlığını korumayı başarıyor. Özellikle oyunun bir noktasından sonra karşımıza çıkan Snake, Kojima tarafından onore ediliyor. Tıpkı Nero’nun karşısına çıkan Dante gibi. Evvela Snake’i oynayamamak oyuncuya başta zor gelse de sonlara doğru Raiden ile başardıklarımız düşününce kendimizi Raiden’ı takdir ederken buluyoruz.

Kararların Hayatını Şekillendirir

Sons of Liberty’nin sorduğu felsefi soruların başında kontrol, özgürlük, karar ve hayat yatar. Verdiğin kararlar hayatını ne ölçüde kontrol eder?

Bu kararları sen mi verirsin yoksa bir başkası senin yerine karar mı verir? Hepimiz hayatımızın belirli aşamalarında ailemizin, arkadaşlarımızın, sevdiklerimizin bizim yerimize karar verdiğine şahit oluruz. Hatta daha ileri gidersek devlet mekanizmaları bizler için bu kararları veriyor. İşte Sons of Liberty bu kararları verenleri sorgularken Raiden’ı kullanarak bizleri sorguluyor.

Raiden ne denirse onu yapan, gereksiz sorgulamaya girmeyen bir asker. Görev boyunca Albay ve Rose’dan gelen tüm emirler Raiden’ın karar verme mekanizmasını gölgeliyor. Raiden bu emirleri uygularken kendi özgür iradesini bir kenara bırakıp sadece söyleneni yapıyor.

Aslında bizler de oyuncular olarak Raiden’ın verdiği kararları değil aldığı emirleri uyguluyoruz. Biz de Raiden’ı kontrol edenler tarafından kontrol ediliyoruz. Lakin Raiden bir şeyleri anlamaya başladığında bizler de kandırılmaktan çıkıp kendi kararlarımızı uygulamaya başlıyoruz.

Özgürlüğün Oğulları

Sadece verdiğimiz kararlar mı bizi özgürlüğe taşır yoksa özgürlük birilerinin bizi kontrol etmesi midir? Sons of Liberty, kötü karakteri Solidus Snake ile bizlere bunu soruyor. Daha genç yaşında Patriots’ın kendi yerine kararlar vermesiyle Amerikan başkanı yapılan Solidus, sadece özgürlüğünü istiyor. Patriots’ın boyundurluğu altından çıkmak isteyen Solidus, kendi yerine karar verenlerden intikam almak peşinde.

Şimdi sorarım size; sadece özgürlüğünü isteyen bir insan neden ve nasıl kötü olabilir? Solidus’u her dinlediğiniz anda kendinizi ona daha yakın hissedeceksiniz. Burada Kojima’nın yazımındaki başarıdan da söz edebiliriz. Gri karakterler oluşturmak gerçekten zor bir iş. Solidus’da iyi yazılmış kötü karakterlerden bir tanesi. Böyle söyleyenince kendisini melek sanmayın. Fakat yine de amacı ve kendi içerisinde kurduğu felsefesi ile özgürlüğün bedelini ve kıymetini iyi anlamış bir karakter.

Metal Gear Solid Master Collection Vol.1 İnceleme

Hayat Dediğin Nedir Ki?

“Hayat sadece genleri aktarmak değildir.” Solid Snake bitiş jeneriğinden önce muhteşem bir monolog ile oyuncuya son dersini veriyor. Hayat üzerine bir konuşma yapan Snake, hayatın sadece gen aktarımından ibaret olmadığını yüzümüze çarpıyor. Edebiyattan müziğe, sinemadan sanata ve en önemlisi duyguların nesillere aktarılması gerektiğini söylüyor. Açık konuşmak gerekirse lisede deneyim ettiğim bu yapım o zamanlar kafamı çok açmıştı. Hayatın ne olduğunu anlamaya çalıştığım yıllarda bir amaç, bir hedef, bir yön belirtmesi beni çok etkilemişti.

Elbet günün sonunda Raiden anılarını hatırlayınca kendine geliyor. Kozadan çıkan bir kelebek gibi kimliğini buluyor. Oyunun sonunda isminizi yazıp boynuna astığınız künyeyi bir kenara fırlatıyor. Bu noktada Raiden artık kendi kararlarını vermeye, hayatını yaşamaya başlıyor. Bizler de Raiden ile bir aydınlanma yaşıyoruz. Hayatın anlamı sensindir ve verdiğin kararlar özgürlüğünün bedelidir.

Aynı Zamanda Geleceğe Bir Pencere

Hideo Kojima hayatı ve geleceği çok iyi okuyabilen bir oyun tasarımcısı. Gelecekte insanlığı nelerin beklediğini iyi anlayan ve teknolojik gelişmeleri iyi okuyabilen birisi. Bundan tam 23 yıl önce Metal Gear Solid 2’de bunların gözler önüne sermişti. Hatırlarsanız Albay’ın kendisini yapay zeka olarak açıkladığı sahnede ki söyledikleri tam bugünümüze işaret ediyor.

Bilgi kirliliği, yapay zekanın günümüzü kontrol etmesi, akıllı telefonlar içerisinde hapsolmuş insanlar, insanları kontrol altında tutan devletler ve yapılar gibi konuları yüzümüze tokat gibi çarpıyordu. Bu da aslında bizlere oyun dünyasının en derin anını gösteriyordu. Albay’ın bize “konsol ile çok oynadın, kapat” emirleri bile kendi kontrolümüz dışındaki bazı işleri yerine getirmemizi gösteriyordu. Yazının başından beri kontrol üzerine konuşuyorum. Gerçekten hayatımızı kontrol ediyor muyuz? Yoksa hayatımızı kontrol edenlere kölelik mi ediyoruz. Metal Gear Solid 2 bunu Raiden’a sorgulatırken diğer yandan bizlere de sorgulatıyor.

Biterken Çalıyordu…

Metal Gear Solid 2: Sons of Liberty oyun dünyasının mihenk taşlarından bir tanesi. Çoğu kişi tarafından serinin kara koyunu olarak görülse de benim için serinin en iyi oyunu. Felsefi soruları, derin hikayesi, anlatı unsurları ve oynanış mekanikleri ile tam bir devrim. Şunu da unutmamak lazım ki Sons of Liberty her geçen yıl hikayesindeki ufak nüansları gözlerimizin önüne tekrar ve tekrar sunuyor. Dijital çağın üzerimize çöktüğü bu yıllarda üstat Kojima’nın öngörüsünü takdir etmemek işten bile değil. Bitirirken sana Carla White’dan I Can’t Say Goodbye To Yesterday’i armağan ediyorum sevgili okur.

Hakkında Furkan Oğur

Boş zamanlarında Raccoon City sokaklarında gezen mühendis adayı bir genç.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir