Ev / Blog / DnD Rehberi: Oyunu İyi Oynamak
DnD Rehberi

DnD Rehberi: Oyunu İyi Oynamak

DnD Rehberi serisinin dördüncü bölümüyle tekrar karşınızdayız. Şu ana kadar doğrudan oyunun kurallarını öğretmek yerine oyunun kural kitabını anlamsız kılmadan, yaklaşım biçimlerimizle ilgili bir tavsiye rehberi hazırlamaya çalıştık. Bu bölümde de aynı şekilde devam etme niyetim var. Bu bölümde “rol yapma ve hikaye anlatma üzerine kurulu bir oyunu ‘iyi oynamak’ mümkün mü?” sorusu üzerinden birkaç popüler seriden örnekler vererek fikrimi aktarmaya çalışacağım. 

DnD Rehberi serisiyle ilk kez bu yazıda karşılaşıyorsanız veya Dungeons and Dragons gibi Masaüstü Rol Yapma Oyunları hakkında bilgi sahibi değilseniz rehberin ilk bölümüne göz atabilirsiniz.

Masaüstü Rol Yapma Oyunu Nedir?

Vampire the Masquerade, Pathfinder, Cyberpunk gibi oyunlar sayesinde Masaüstü Rol Yapma Oyunlarına aşinaysanız fakat DnD hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmadığınızı düşünüyorsanız ikinci bölüme;

DnD Rehberi: DnD Nedir?

Eğer oyunla ilgili zaten bilgi sahibiyseniz ve oyunu yönetmekle ilgili tavsiye arayışındaysanız ise serinin üçüncü bölümüne göz atabilirsiniz.

DnD Rehberi: DM Tavsiyeleri

Oyunu İyi Oynamak

Hikaye Anlatmak ve Hazırlık

Rehberin önceki bölümlerinde de oyundan bahsederken özellikle “ortak hikaye anlatmak” kalıbını sıklıkla kullanmaya özen gösterdim. Bu maddeyle paralel DM Rehberi bölümünde de hikayenin ortak anlatılmasının daha keyifli olacağını; oyuncuların, DM’in yazdığı bir kitapta figüranlık yapmaktan keyif almayacağından da bahsettiğimi hatırlıyorum. Bu maddede özellikle değinmek istediğim “Söz almaktan çekinmeyin!”, “Hikayeyi kafanıza göre istediğiniz yere çekin! Siz de varsınız bu masada!” gibi bir şey değil. Tıpkı serinin öncesinde de söylediğim gibi hazırlık yapmanın yalnızca DM için değil, oyuncu için de oyunu daha keyifli bir hale getirebileceğine inanıyorum. Beraber anlattığınız bir hikaye için varsayımsal, belki hiç fırsatı gelmeyecek tartışmaların hayalini kurmak, karakterin mottosunu dile getireceği bir anı düşünmek veya plan yapmak da bu hazırlığa dahil. Grup mekaniklerinin ve ortak hareket etmenin fazlasıyla ön plana çıktığı bir oyunda, sizin karakterinizin de herkes gibi başkarakter olduğunu unutmak mümkün olabiliyor. Ben her yeni oyunumda kendi adıma kullandığım bir taktiği aktarmak istiyorum. Karakteri kağıt üstünde yarattıktan sonra grubun diğer üyeleriyle ikili kimyası nasıl çalışır üstünde düşünmek işe yarıyor. Onlar için önem arz eden durumlara benim karakterimin nasıl tepki vereceğini hayal etmek hem karakterizasyon hem grup dinamiği oluşturmak hem de “bu benim de hikayem” sloganını hatırlamama yardımcı oluyor.

Sahne Işığı ve Seyircilikten Keyif Almak

Sahne ışığı olayından diğer yazılarda da bahsetmiştim fakat tekrar hatırlatmak istiyorum. Oyunun sosyal tarafı bildiğiniz üzere rol yapma ve tepki verme üzerine kurulu. Kimi zaman bu rol yapma ve tepki verme ağırlığı, konunun kişiselliğine veya temasına göre bütün grubu kapsayamayabiliyor. Olumsuz bir şey gibi söylesem de oyunun bence en eşsiz taraflarından biri. Bu durumda sahne ışığı, o sırada sahnede önem taşıyan karakterin üstünde duruyor. DM Tavsiyeleri yazısında bu tür sahnelerin dağılımına dikkat etmek gerektiğini söylemiştim. Bu yalnızca DM’in değil aslında tüm oyuncuların sorumluluğunda bir şey. Katıldığım oyunlardan yola çıkarak en çok şahit olduğum oyuncu hatalarından birinin bu olduğunu söyleyebilirim. Önce bir kaç kötü sonrasında da iyi bir örnekten bahsedeceğim.

X karakteri, kafasında kahramanlaştırdığı babasıyla karşılaşmıştır ve düşündüğü gibi biri olmadığını görmüştür. Nihayet konuşma fırsatı bulduğunda babasıyla artık yüzleşmek istemektedir. Hararetli bir tartışmaya girişirler. Duygular açılır, aforizmalar saçılır. Sahnenin ağırlığı, merkezinde olan oyuncu için fazlasıyla önemlidir. Fakat Y karakteri bundan sıkılmıştır. Bu sırada baba ve oğulun yanında olmayan Y karakteri, bunun yerine demirciyle pazarlık yapmak için söz almaya çalışmaktadır. Bu sırada grubun “Şaka Rambosu” pusuya yatmış, şaka yapma fırsatı geldikçe bu yüzleşme sahnesinin canına okumaktadır. Tabi ki bu gibi sahnelerin suistimal edilmesi grubun kimyasına, merkezdeki karakterin ciddiye alma seviyesine veya oyunun temasına göre göz ardı edilebilir. Fakat Faramir ve Denethor sahnesi bekleyen karakterimiz için diğer oyuncular tarafından sahnenin katledilmesi üzücü olacaktır.

DnD rehberi Travis

Bu sebeple kimi zaman arkaya yaslanıp çıkan sahnenin tadını çıkarmak düşündüğünüzden daha keyifli olabilir. Bununla ilgili aklıma gelen iki iyi örnekten bahsedeceğim. İlki DnD sisteminin bugünkü popülaritesini geri kazanmasına büyük rol oynayan ve dünya üzerinde en sevdiğim işlerden biri olan Critical Role. Critical Role izleyeniniz varsa bu konuya girdiğim anda aklınıza Travis Willingham’ın geleceğinden eminim. Duygusal yönü de komedisi kadar ağır olan bir seri Critical Role. Karakterlerin geçmişleriyle sık sık yüzleşmek zorunda kaldıkları, uzun diyalogların döndüğü bir oyun. Travis Willingham’ı bu noktada örnek gösterme sebebim “iyi bir oyuncu” olmasının yanı sıra inanılmaz iyi bir izleyici olması. Tıpkı favori dizisini izliyormuş gibi diğer karakterler adına heyecanlandığını, onların önemli NPC’lere şah çektiği sahnelerde inanılmaz yükselmesini hatta tezahürat ettiğini görebilirsiniz. Diğer örnek de ilk söyleyişim de tuhaf gelecek ama Sarp Apak… Podcastia serisine konuk oyuncu olarak katıldığı bölümlerde Sarp Apak’ın “Bunlar benim karakterimin farkında olmadığı önemli konular. Şu an arkama yaslanıp izlemekten keyif almalıyım.” tavrı bence oyunu iyi oynamasına yeten bir şey.

Hikayeyi Takip Etmek ve Not Almak

Katıldığım hemen hemen her oyunda not almakla sorumlu olan bir veya iki kişi olduğunu gördüm. Genelde yeni katılan oyunculara fazla iş yüklememek için “Çok dert değil o. Bana sorarsın söylerim zaten.” tavrında kalıyorum. Fakat oyuncuların çoğunun not tutması açıkçası DM’i de daha tutarlı ve daha iyi hikayeler yazmaya iten bir olay. Anlattığı hikayenin dikkatle takip edildiğini görmek, karakterlerin çözmek zorunda kaldığı gizemlerle ilgili tutarlı tahminlerde bulunmaları hem içlerinde bulundukları dünyanın ayaklarının yere daha sağlam basmasına sebep oluyor hem de başarma hissini zardan öteye götürüp “Büyük resmi gördüm yeğenim!” mutluluğu yaşatıyor. Yine, yine ve yine aynı şeyi söyleyeceğim. Ortak bir hikaye anlatmak ve beraber bir dünya oluşturmak burada önemli bir konsept. Oyuncuların dünyayı ciddiye alması, gündemi takip etmesi, şehir, kuruluş veya yan karakterler gibi külliyata ait olan isimlere hakim olması hem DM’i daha özenli olmaya iten hem de oyuncunun çok daha dünyaya dahil olduğunu hissettiren bir şey.

not tutma

Etkileşimden Kaçınmak ve Yalnız Kurt Olmak

Karakterin travmalara sahip olması, karanlık tarafının baskın olması veya sosyal konularda beceriksiz olması çizdiğiniz portre için gerekli olabilir belki. Fakat bunu oyuncularla veya NPC’lerle etkileşime girmekten sakınmak için kullanıyorsanız, bana kalırsa bu hareket oyundan alacağınız zevki yarıya indirecektir. Tanıştığınız her karakteri terslemek, asla mola vermeyen bir agresiflikle yaklaşmak çok üzgünüm ama beraber oynanan bir oyunu baltalayan bir şey. Burnundan soluyan, karşısındakini sindirmeye veya laf sokmaya çalışmak dışında sosyal etkileşime katılmayan bir oyuncu “Birileri posta koymaya gelmiş…” dedirtiyor bana. Dediğim gibi bu yönü ağır basan bir karakter canlandırmak tabi ki mümkün. Doğru yapılırsa derinlik katacağından da şüphe yok. Doğru yapılması da ilk maddede bahsettiğim kimya ve dinamik oluşturma mevzusundan geçiyor. Eğer yeri geldiğinde diğer oyuncuların veya NPC’lerin o duvarın arkasına geçmesine izin verirseniz, inanın hem kimya oluşturmada hem karakterin gelişmesinde son derece faydalı olacaktır. Bu stereotip dışında oyunu baltaladığına inandığım oyuncu tiplerinden de bahsedebilirdim fakat en çok denk geldiğim bu olduğu için “Yalnız Kurt” dostumuzu seçmek istedim. Geri kalanlar da sonraki yazının konusu olsun.

mr.inc. edgy

Şimdilik oyuncu tavsiyelerini burada bırakmak istiyorum. DM Tavsiyeleri’nde olduğu gibi aklıma geldikçe devam ettirebileceğim, üstüne ekleyeceğim alt seriler olmaları fikri hoşuma gidiyor. Bu yüzden oyun zevkini baltalayan oyuncu tipleri, bu yazıda aklıma gelmeyen tavsiyeler veya karakter yaratma tavsiyeleri gibi yazıları sonrasında bu alt seriye eklemek için cebimde tutuyorum. Yazmaktan son derece keyif aldığım bu seriyi okurken umarım keyif alırsınız. Giriş kısmında söylediğim gibi oyunun kitabını değersizleştirmek istemediğim ve Player’s Handbook kitabının korsanı işlevi görmemesi için oyunun kurallarından bahsetmeden kendi deneyimlerime göre tavsiye hazırlamaya devam edeceğim. Eğer Player’s Handbook’a erişiminiz yoksa en azından başlangıç için yeterli olacak kaynağa DnD markasının iş birliği içinde olduğu DnD Beyond sitesinden erişebilirsiniz.

 

Hakkında Ege Kumru

Masaüstü Rpg hayranı. Dungeon Master. Hevesli film ve dizi yorumcusu. Konsolda daha iyi nişan alan az kişiden biri.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir